İki kişilik bir savaş uçağı, bambaşka bir cephe
Sakarya Meydan Muharebesi’ne yaklaşılırken Batı Cephesi’nin hava gücü son derece sınırlıydı. Bir uçağın hizmete alınması yalnızca envantere yeni bir numara eklenmesi anlamına gelmiyordu: keşif uçuşlarının sürdürülmesi, düşman birliklerinin yerlerinin belirlenmesi ve kara komutanlarına zamanında bilgi aktarılması buna bağlıydı. Türk havacılarının 1921 yazında ele geçirdiği İngiliz yapımı Airco/de Havilland DH.9 tam da böyle bir ortamda önem kazandı. Sonradan “İsmet” adı verilen bu uçak, zorunlu iniş yapan bir ganimet uçağının cephede kullanılabilir bir keşif aracına dönüşmesinin hikâyesini taşıyor. [1][2]
DH.9, aslen Birinci Dünya Savaşı’nın son safhasında üretilmiş iki kişilik bir keşif ve gündüz bombardıman uçağıydı. Türk hizmetindeki en bilinen örneği yalnızca kendi uçuşlarıyla değil, onu onaran ve cepheye ulaştıran havacıların çabasıyla da hatırlanıyor. Uçağın Türk tarihindeki yeri, kısa sürede kurulan bir hava gücünün bakım, onarım ve harekât koşullarını anlamak için güçlü bir örnek. [1][2]
DH.4’ten DH.9’a: İngiliz tasarımının gelişimi
Geoffrey de Havilland’ın Aircraft Manufacturing Company (Airco) için geliştirdiği DH.9, başarılı DH.4 ailesinin yerini alacak bir model olarak tasarlandı. İlk uçuş 1917’de gerçekleştirildi; tip 1918’de Birinci Dünya Savaşı harekâtında yaygın biçimde kullanıldı. Ahşap ve kumaş yapılı çift kanat düzeni çağın standartlarını yansıtıyordu. DH.4’e göre en çok göze çarpan değişikliklerden biri pilotun ve rasıtın oturma konumlarının birbirine yaklaştırılmasıydı. Böylece iki kişilik mürettebatın uçuş sırasında haberleşmesi kolaylaştırıldı. [4][5]

DH.9’un standart modelleri altı silindirli, su soğutmalı Armstrong Siddeley Puma motoruyla donatılmıştı. Tasarım aşamasındaki güç beklentilerinin altında kalan motor, tipin Avrupa’daki savaş hizmeti boyunca tartışılan bir zayıflığı oldu. Buna rağmen geniş üretimi ve savaş sonrasında birçok ülkeye ulaşması, onu 1920’lerin başındaki farklı hava kuvvetlerinde de görünür kıldı. DH.9A ayrı bir geliştirmeydi: daha güçlü Liberty motoru ve başka teknik özellikleri bulunuyordu. Bu dosyadaki teknik kart DH.9/Puma tipi içindir; DH.9A verileriyle karıştırılmamalıdır. [4][5]
Muğla’da zorunlu iniş ve “İsmet”in kurtarılması
1921 yazında bir Yunan DH.9, uçuşunda yönünü kaybederek Muğla–Kuşadası çevresinde zorunlu iniş yaptı. Uçağın ele geçirilmesi Türk tarafı için beklenmedik bir fırsattı. Ancak eldeki bir hava aracını uçurabilmek, onu ganimet olarak kayda geçirmekten çok daha zordu. Uçak onarılmalı, test edilmeli ve cepheye ulaştırılmalıydı. Bu görev için Sivil Pilot Vecihi (Hürkuş), Başmakinist Eşref (Koçman) Bey ve rasıt Teğmen Hamdi (Çaypınar) Bey görevlendirildi. [1][2]
Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi’nde yayımlanan Fatma Rezzan Ünalp’in çalışmasına göre onarım yaklaşık on günde tamamlandı. Vecihi Bey uçağı önce 21 Ağustos 1921’de Akşehir’e, Sakarya Meydan Muharebesi’nin başladığı 23 Ağustos’ta Ankara’ya uçurdu; uçak 24 Ağustos’ta Malıköy’deki Cephe Tayyare Bölüğüne katıldı. Bazı ikincil anlatılar cepheye geliş günü olarak 23 Ağustos’u verdiğinden burada akademik çalışmadaki Akşehir–Ankara–Malıköy aşamaları ayrı ayrı gösteriliyor. [2][3]
Ele geçirilen uçağa “İsmet” adı verildi. Bu isim, Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa’yla ilişkilendiriliyordu. Uçak artık düşman tarafındaki bir hava aracı değil, cephede kullanılacak Türk keşif ve bombardıman imkânlarından biriydi. “İsmet”in hikâyesinde önemli olan yalnızca makinenin kökeni değil; cephedeki havacılık gücünün kazanıldığı her uçağı işler tutmak için ne kadar yoğun çaba gösterdiğidir. [1][2][3]
Sakarya’da hava keşfi: sayıca az, görevce kritik
23 Ağustos–13 Eylül 1921 arasındaki Sakarya Meydan Muharebesi’nde, geniş bir cephe hattındaki Yunan birliklerinin hareketini havadan izlemek önemliydi. Malıköy’deki uçuş sahasında Türk tarafının faal hava gücü çok az sayıdaki uçaktan oluşuyordu. Millî Savunma Bakanlığı, bu sınırlı gücün keşif ve muharebe görevlerinde kullanıldığını; bakımın kimi zaman gece fener ve çıra ışığında yapıldığını aktarıyor. [1]
Cepheden toplanan hava keşif bilgileri, yerdeki başka istihbaratla birlikte değerlendirilerek komuta kararlarına katkıda bulunuyordu. İki kişilik DH.9 düzeninde pilot uçağın sevk ve idaresini sağlarken rasıt araziyi, yolları ve birlik hareketlerini takip edebiliyordu. Bombardıman kabiliyeti bulunmakla birlikte “İsmet”in bütün görevlerinin bombardıman olduğunu varsaymak yanlış olur. Eldeki belgelerde özellikle keşif hizmeti ön plana çıkıyor. [1][2]
Sakarya sırasında kaç sorti yapıldığı konusunda kaynaklar toplam hava bölüğü uçuşları ve tek uçağa atfedilen uçuşlar arasında farklı sayılar aktarabiliyor. Akademik çalışma yaklaşık 18 günde 40 sorti bilgisini Türk hava gücünün toplam faaliyeti için kullanıyor; bu sayı doğrudan yalnızca “İsmet”e yazılmamalı. Bunun yerine uçağın savaş sırasında keşif bakımından yararlı hizmet gördüğü, hem akademik yayın hem MSB tarafından doğrulanıyor. [1][2]
Büyük Taarruz ve 1922’de ele geçirilen üç DH.9
DH.9 tipi uçakların Türk hizmeti Sakarya ile sınırlı kalmadı. MSB’nin Millî Mücadele tarihçesi “İsmet”in Büyük Taarruz’da da görev yaptığını belirtiyor. 9 Eylül 1922’de İzmir’in kurtuluşunun ardından Seydiköy (Gaziemir) hava meydanında üç DH.9 daha ele geçirildi. Böylece ilk “İsmet” ile sonraki ganimetler aynı uçak ailesinin Türk envanterindeki varlığını genişletti. [1][3]

İkincil uçak envanterlerinde toplam dört DH.9’un Türk hizmetine girdiği ve tipin 1925’e kadar kullanımda kaldığı bildiriliyor. Ancak resmî MSB anlatısının temel odağı 1921–1922 Millî Mücadele yıllarıdır; 1925 çıkış tarihi bu nedenle ikincil envanter bilgisi olarak değerlendirilmelidir. 1922’de ele geçirilen üç uçağın her birinin hangi görevde, hangi numarayla veya ne kadar süre faal uçtuğu konusunda somut kayıt bulunmadan ayrıntı uydurmak doğru değildir. [1][3]
Bir uçağın bıraktığı tarihî iz
DH.9 “İsmet”in öyküsü, Millî Mücadele havacılığının uçak satın alma tarihinden ibaret olmadığını hatırlatıyor. Onarım imkânlarının azlığına rağmen bir ganimet uçak uçurulabilir duruma getirildi, yüzlerce kilometre taşındı ve cephede hizmete sokuldu. Bunun arkasında Vecihi Hürkuş ve çalışma arkadaşlarının uzmanlığı vardı. [1][2]
Sakarya ve Büyük Taarruz yıllarının uçaklarını tek tek incelediğimizde, dönemin hava gücünü şekillendiren ortak unsurlar belirginleşiyor: sınırlı sayıdaki uçak, yoğun bakım ihtiyacı, keşif faaliyetinin önemi ve havacıların kişisel çabası. Breguet XIV “Sakarya” ve Albatros C.III gibi çağdaşlarıyla birlikte DH.9, Türk havacılığının Cumhuriyet’e uzanan geçiş döneminin temel örneklerinden biridir. [1][2]
Kısa kaynak notu
Hizmetin savaş sonrası 1925‘e kadar sürdüğü bilgisi ve dört uçak toplamı [3] numaralı ikincil envanterden gelir. Akademik yayın [2] ve MSB [1], özellikle 1921’de “İsmet”in onarılıp cepheye getirilmesi ile 1922’deki üç ganimet uçağı doğrular. Bazı popüler metinlerde 1921 yerine yanlışlıkla 1923 yazıldığı görülür; bu dosya 1921 tarihini temel alır. Teknik ölçüler, standart Puma motorlu DH.9 içindir; Türk envanterindeki her gövdenin münferit teknik ölçümü değildir.





