Bazen bir makete başlamamın nedeni uçak değil, onun ardında kalan hikâyedir. Nu.D.40 da böyle bir projeydi. Gerçekte uçtuğunu bildiğimiz bir uçak değildi; ama yıllarca unutulmuş çizimleri ve rüzgâr tüneli kayıtları, atölyemde yeniden yorumlamaya değer bir tasarımın izlerini taşıyordu.
Unutulan bir avcı uçağı
1930’ların ikinci yarısında Türkiye’de havacılık yalnızca uçak satın almakla sınırlı bir hedef değildi. Kendi uçağını tasarlamak ve üretmek isteyen girişimciler de vardı. Bunların en dikkat çekici isimlerinden biri, Beşiktaş’ta tayyare atölyesi kuran Nuri Demirağ’dı.
Demirağ, 1938 yazında gazeteci Abidin Daver’e verdiği röportajda yerli bir avcı uçağı tasarlamak istediğini anlatmıştı. Onun amacı, yabancı bir uçağı lisans altında üretmekten daha fazlasıydı: Türkiye’de özgün bir havacılık tasarım yeteneği oluşturmaktı. Emir Öngüner’in daha sonra arşiv kayıtlarıyla izini sürdüğü Nu.D.40 projesi bu arayışın az bilinen parçalarından biriydi. [1][2]
Nu.D.40’ın ilgi çekici yönü yalnızca millî bir avcı uçağı fikrinden doğması değildi. Orta gövdede önde ve arkada konumlanan çekici-itici pervane düzeni ile çift kuyruk bomu, döneminin sıradışı uçak tasarımlarını hatırlatıyordu. Ancak tasarımın varlığı, uçuşa elverişli bir prototipin tamamlandığı ya da uçağın uçtuğu anlamına gelmiyor. Bugün güvenle söz edebildiğimiz şey, projenin teknik çizimleri, aerodinamik maketleri, test kayıtları ve yazışmalarıdır.
Göttingen’deki izler
Nu.D.40 hakkındaki en önemli belgeler, Almanya’nın Göttingen kentindeki Aerodynamische Versuchsanstalt (AVA) araştırma merkezinin arşivinden ortaya çıktı. Araştırmacı Dr. Emir Öngüner, Nuri Demirağ Tayyare Atölyesi ile Alman kurumları arasındaki yazışmaları, teknik çizimleri ve Nu.D.38 ile Nu.D.40’a ilişkin rüzgâr tüneli raporlarını inceleyerek az bilinen bu girişimi yeniden gündeme taşıdı. [1][2]
Arşiv belgelerine göre Nu.D.40’ın rüzgâr tüneli testleri 1939’da tamamlandı. Test raporlarının hazırlanması ve ücretlendirilmesiyle ilgili yazışmalar, çalışmanın yalnızca fikir aşamasında kalmadığını; gerçek bir mühendislik ve değerlendirme sürecine girdiğini gösteriyor. Öte yandan maliyet konusundaki anlaşmazlık ve daha sonra yaşanan gelişmelerin projeyi nasıl etkilediğine dair bütün sorular henüz kesin biçimde yanıtlanmış değil.
Öngüner, bu araştırmayı Bir Avcı Tayyaresi Yapmaya Karar Verdim adlı kitabında daha geniş bir tarihsel çerçeveye oturttu. TÜBİTAK Popüler Bilim Kitapları arasında yayımlanan eser; Nu.D.40’ı yalnızca teknik bir çizim olarak değil, dönemin sanayi hedefleri ve uluslararası ilişkileri içinde ele alıyor. [2][3]
Benim için bu kitabı farklı kılan, varlığını pek az kişinin bildiği bir tasarımın somut belgelerle yeniden görünür olmasıydı. Sayfaları incelerken aynı zamanda şu soruyu düşünmeye başladım: Bu uçak gerçekten yapılmış olsaydı nasıl görünürdü?

Fokker D.XXIII ile benzerlik: maketin başlangıcı
Nu.D.40 için hazır bir plastik model kitine sahip değildim. Buna karşılık Hollanda tasarımı Fokker D.XXIII, Nu.D.40’ın çizimlerde görülen genel düzenine dikkate değer ölçüde benziyordu. Her ikisinde de önde çekici, arkada itici pervane düşüncesi ve iki kuyruk bomunu birbirine bağlayan yatay kuyruk yerleşimi bulunuyordu.
Fokker D.XXIII gerçek bir uçuş prototipiydi; ilk uçuşunu 30 Mayıs 1939 tarihinde yaptı. Geliştirme süreci ise Hollanda’nın 1940’ta işgal edilmesiyle sona erdi. Fokker’ın tarihçesi Nu.D.40’ın tarihçesi değildir; iki tasarım arasındaki görsel benzerlik de tek başına birinin diğerinden kopyalandığını kanıtlamaz. [4]
Bu benzerlik bana çok uygun bir başlangıç noktası sundu. RS Models’in 48001 numaralı, 1/48 ölçekli Fokker D.XXIII kitini seçtim ve onu tarihsel olarak doğrulanmış bir Nu.D.40’ın kopyasına değil, Nu.D.40 için kişisel bir ‘ya üretilseydi?’ yorumuna dönüştürdüm. [5]
Burada önemli bir ayrıntı var: Uçağın plastik parçalarını Nu.D.40 biçimine dönüştürmek için kesip yeniden tasarlamadım. Temel Fokker gövdesini, kanatlarını ve kuyruk düzenini korudum. Değişimi boya, kamuflaj ve işaretlemelerle sağladım. Bu nedenle çalışmamı bir tarihî rekonstrüksiyon ya da birebir Nu.D.40 modeli olarak değil, Fokker kiti üzerinde oluşturulmuş alternatif bir Nu.D.40 temsili olarak tanımlıyorum.
RS Models 48001: kolay bir montaj değildi
RS Models kitini tamamlamak, görünüşte benzer iki uçak arasında seçim yapmak kadar kolay olmadı. Bu seti kötü bir model olarak değerlendirmiyorum; ancak özellikle büyük parçaların birleşiminde ciddi uğraş gerektirdi.
Gövde yarılarının birleştiği hatlar, kanatların gövdeyle buluştuğu bölgeler ve kuyruk bomları ile kuyruk yüzeylerinin bağlantıları yer yer boşluk bırakıyordu. Bu alanlara dolgu uygulayıp defalarca tesviye ve zımparalama yapmak zorunda kaldım. Özellikle çift bomlu yapı, küçük hizalama hatlarını bile kolayca görünür hâle getiriyordu. Bu yüzden boyaya geçmeden önce siluetin düzgün görünmesine zaman ayırdım.


Kokpit ayrıntıları da çok zengin değildi. Kendi deneyimimde bu bölüm, kitin en güçlü tarafı olmaktan uzaktı. Yine de modelin en çok dikkat çeken özelliği kokpitin içi değil, iki pervaneli ve çift kuyruklu sıra dışı görünüşüydü.
Montajda karşılaştığım bir başka mesele ağırlık dengesi oldu. Arkadaki pervane ve kuyruk bomlarına uzanan yapı nedeniyle modelin kuyruğu üzerine oturmasını istemiyordum. Bunun için burun bölümüne, olta ağırlığına benzeyen küçük, misket biçimli kurşun ağırlıklar yerleştirdim. Bu parçaların gövde içinde hareket etmemesi için sakız kıvamında bir yapıştırıcı malzemeyle sabitledim. Böylece modelin ön iniş takımı üzerinde dengeli durmasını sağladım.
Bugün bitmiş modele baktığımda, ilk bakışta görülmeyen o dolgu, tesviye ve ağırlık yerleştirme çalışmalarını da hatırlıyorum. Bence bir modelin yapım hikâyesini değerli kılan biraz da bunlar.
Nu.D.40’a nasıl bir kamuflaj yakışırdı?
Nu.D.40’ın gerçek bir operasyon uçağına ait doğrulanmış boya düzeni ya da hizmet işaretlemeleri yok. Bu nedenle modelin renklerini tarihsel olarak kesin kabul edilebilecek bir şemadan seçmedim. Referans olarak Türk Hava Kuvvetlerinde kullanılan Spitfire ve Fw 190 uçaklarına ilişkin bir boya/işaretleme çizimindeki renkleri ele aldım.
O şemadaki RAF renk adlarının Tamiya karşılıklarını kullandım. Üst yüzeylerdeki koyu yeşil ve gri alanlar, modelin çift kuyruklu siluetini vurguladı. Daha açık gri tonunu alt yüzeylerde değerlendirdim. Siyah ve beyaz ise küçük ayrıntılarda yardımcı oldu.
| Kullanım alanı | Referans renk | Kullandığım Tamiya boya |
|---|---|---|
| Üst kamuflajın yeşil alanları | RAF Dark Green | XF-81 Dark Green 2 (RAF) |
| Üst kamuflajın gri alanları | RAF Ocean Grey | XF-82 Ocean Gray 2 (RAF) |
| Alt yüzeyler | RAF Medium Sea Grey | XF-83 Medium Sea Gray 2 (RAF) |
| Siyah ayrıntılar | Flat Black | XF-1 Flat Black |
| Beyaz ayrıntılar | Flat White | XF-2 Flat White |
Bu tablo gerçek Nu.D.40’ın boya şartnamesi değil, kendi maketimin doğrulanmış boya kaydıdır. Fotoğraflardaki kırmızı burun ve uç bölgelerinin boya kodunu kaydetmediğim için onlara bir Tamiya kodu atamıyorum. Aynı şekilde kamuflaj desenini tarihî Nu.D.40 için kanıtlanmış bir düzen olarak sunmuyorum.

Artan decal’lerden yeni bir Türk uçağı
Modelin Türk kimliğini ortaya çıkaran asıl dokunuşlar işaretlemeler oldu. Elimdeki farklı decal setlerinden kalan rakamları, yazıları ve sembolleri değerlendirdim; Babibi Models’in decal’lerinden de faydalandım. Nu.D.40 yazısını, Türk işaretlerini ve Atatürk imzasını bu yaklaşımla bir araya getirdim.

Bunlar tek bir Nu.D.40 kutusundan çıkan, tarihsel olarak doğrulanmış bir işaretleme seti değildi. Farklı kaynaklardan topladığım parçalarla tasarımın Türk kimliğini hayal ettiğim şekilde kurdum. Özellikle gövdedeki Nu.D.40 yazısı ve burundaki imza, maketi sıradan bir Fokker yapımından ayıran unsurlar hâline geldi.

Aslında projenin güzel tarafı da buydu: Uçağın temel biçimini değiştirmeden, boya ve işaretlemeler aracılığıyla tamamen farklı bir hikâye anlatabilmek.


Model tamamlandıktan sonra
Çalışmayı Mart–Nisan 2022 döneminde tamamladım. Instagram’da fotoğraflarını paylaştığımda bazı yabancı modelciler onu Fokker D.XXIII olarak tanıdı ve ‘Çok güzel bir Fokker yapmışsın; Nu.D.40 da nereden çıktı?’ diye sordu. Bir bakıma, yapmak istediğim şeyin işe yaradığını gösteren en güzel tepki buydu: Siluet tanıdıktı ama kimliği farklıydı.
Paylaşımın benim için en özel yanıysa Bir Avcı Tayyaresi Yapmaya Karar Verdim kitabının yazarı Emir Öngüner’in yorum yapmasıydı:
Emeğinize sağlık. Gerçeğini de yakında göklerde görmek dileği ile.
Araştırmasıyla bu projeyi tanımamı sağlayan birinin maketimi görmesi ve böyle bir mesaj bırakması, çalışmaya benim için ayrı bir anlam kattı.
Bu model neyi temsil ediyor?
Bu maket, 1930’larda gerçekten uçmuş ve Türk Hava Kuvvetleri envanterine girmiş bir Nu.D.40’ın temsili değil. Tarihsel temeli olan fakat uçuşa geçmiş bir örneği doğrulanamayan bir Türk avcı uçağı projesi için yaptığım alternatif tarih çalışması.
Nu.D.40’ın belgelenmiş mühendislik geçmişi ile benim modelin boyama ve işaretleme kararlarım birbirinden ayrı. Fokker D.XXIII’in plastik parçalarını seçmem, iki uçağın birebir aynı olduğunu göstermiyor. Tam tersine, eldeki bilgilerin sınırını kabul ederek eksik kalan görüntüyü modelcilikle yorumlamanın bir yolunu sunuyor.
Bana göre modelcilik yalnızca var olmuş makineleri küçültmek değil; bazen gerçekleşmemiş tasarımların ardındaki fikirleri de görünür kılmak. Nu.D.40, bir kitapla başlayıp çalışma masamda tamamlanan ve sonunda kitabın yazarıyla küçük bir bağ kuran böyle bir proje oldu.
ModofWar’da gerçek makinelerle ölçekli hikâyelerin buluştuğu yer tam da burası.





